BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ
Güncel Haberler

Burhaniye’deki Bizans yapıları gün yüzüne çıkartılıyor

6 yüzyıl kullanılan yan yana 2 kilise bulundu
Burhaniye ilçesinin denize kıyısı olan Ören Mahallesi’nde 6 yıldır arkeolojik kazı çalışmaları yürütülürken, Ören bölgesinin tamamına yakın bir kısmının Bizans ve önceki dönemlerde yerleşim alanı olarak kullanıldığı ortaya çıkartıldı. Kazılarda, yan yana 2 kilise bulunması dikkat çekti.

Balıkesir Kuvayi Milliye Müzesi tarafından, Burhaniye Belediyesi’nin sponsorluğunda, mitolojik ismi Adramytteion olan Burhaniye’nin Ören Mahallesi’nde arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülüyor. Yaklaşık 30 kişilik arkeoloji heyeti bölgenin farklı alanlarında 6 yıldır çalışmalar yapıyor. Kazı ekibinin bilimsel danışmanı olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen’in başkanlığında, Edremit Körfezi bölgesinde ‘Adremittene’ ismiyle, arkeolojik varlıkları belgelemeye yönelik yüzey tespit çalışmaları da sürdürülüyor. Bu çalışmalar sayesinde, bölgedeki tarihi varlıklar gün yüzüne çıkartılmak için belirlenmiş oluyor.
2017 yılı kazı çalışmalarının son gününde sezon değerlendirmesi yapan Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen ve İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Bizans Sanatı Ana Bilim Dalı’nda görevli Doç. Dr. Özgü Çömezoğlu Uzbek, kültür katmanları bulunan bölgede yan yana 2 kilise bulunduğunu 8. Yüzyılda kullanılan kilisenin zemininde mezarlar tespit ettiklerini açıkladı.
Çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgiler veren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen, “Burhaniye Ören’deki bu yıl ki arazi çalışmalarımızı bu hafta tamamlıyoruz. 2012 yılından bu yana bu bölgede kazı ve onarım çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Son 3 yıldır da buna ek olarak, kültür potansiyeli oldukça yüksek olan Körfez bölgesinde yüzey araştırmaları yapmaktayız. Burhaniye Ören’deki çalışmalar öncesinde her yıl 1 ay süreyle periyodik olarak Burhaniye, Edremit, Gömeç ve Ayvalık ilçelerinde, Adramytteion Antik Kenti’nin etki alanını karşılayan Adamittene ismi verilen bu bölgedeki arkeolojik varlıkları belgeliyoruz” dedi.
“Sadece Bizans değil, en erken dönemleri de ele alıyoruz”
En fazla Bizans dönemine ait yapıların bulunduğu bölgede en erken dönemlere ait yapıları tespit etmek için de çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen, “Bu yıl Temmuz ayı başında yüzey araştırmalarıyla başladık. Ardından da, bu yıl 6’ncısını gerçekleştirdiğimiz Adramytteion kazılarımıza ve onarım çalışmalarımıza devam ettik. Bu çalışmamızı, Balıkesir Kuvayi Milliye Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında ve benim bilimsel danışmanlığımla tamamladık. 2012’den 6 yıl öncesine dönersek, sanat tarihçisi meslektaşlarımız, belli bir alanda, kilise ve çevresindeki yakın dönem yapıları üzerine çalışmalarını devam ettirmişler. Devamında ise biz başlayana kadar 6 yıl herhangi bir çalışma yapılmamıştı. Biz başladığımızda ise kenti sadece Bizans dönemi ile değil, en erken dönemden, en geç olan tek edilme dönemine kadar, tüm dönemleriyle ele almak istedik. Ekibimize, bu anlayış doğrultusunda ilgili uzmanları da topladık. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü başta olmak üzere, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden, Antropoloji bölümünden, restorasyon bölümünden, belgelemeye yönelik mimarlık fakültesinden uzman hocalarımız ile birlikte bir ekip kurguladık” şeklinde konuştu.
“Koruma Amaçlı İmar Planı onaylanmış durumda”
Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen, çalışmalara, bölgenin Koruma Amaçlı İmar Planı içerisine alınmasını sağlamakla başladıklarını ve bu yıl taleplerinin onaylandığını söyledi. Özgen, “Ören, örnek model olabilecek bir potansiyeldedir. 1950’lerden sonra bir yerleşim oluşturulmuş. Hemen akabinde Sit sınırlarıyla şekillendirilmiş. Donmuş bir modern ve antik yerleşim bir arada. Bunun gerektirdiği belli alanların da üzerine gittik. İlk başta eksikliğini gördüğümüz, koruma amaçlı imar planıydı. Şehir Bölge Planlama Bölümümüz, belediye ile işbirliği içinde yoğun bir çalışma yaptı ve koruma amaçlı imar planı tamamlandı. Bu çalışma, yerelin ileriye yönelik bir mirası olarak tanımlandı. Arkeolojik rezerv alanları, destinasyon oluşturulacak alanlar, yaşayan dokunun da niteliğini artıracak bir bütün halinde ilgili koruma kurulunun onayına teslim edildi. Bu sene aldığımız sevindirici bir haber de, Adramytteion’un koruma amaçlı imar planı onaylanmış durumda olmasıdır. Artık diğer aşamalara başlamayı bekliyoruz. Yerelin de kültür destinasyonu beklentilerini karşılayacak nitelikte olduğunun farkına varılmasını beklemekteyiz” dedi.
“Kuzey Ege Bölgesi ile ilgili önemli veriler elde ettik”
Adramytteion Antik Kenti kazı çalışmaları ve Edremit Körfezi yüzey tespit çalışmaları ile Kuzey Ege Bölgesi ile ilgili önemli arkeolojik veriler elde ettiklerine vurgu yapan Hüseyin Murat Özgen, sözlerine şöyle devam etti; “Kuzey Ege Bölgesi ile ilgili önemli verileri ortaya koyan verileri elde ettiğimizi düşünüyorum. Adramytteion Antik Kenti ve Ören yükseltisinin en Kuzeyindeki Bergaztepe’de, Kalkolitik dönemden itibaren sürekli yerleşim kamplarını test sondajlarıyla tespit ettik. Bugün 5-6 metre toprak altına, ana kayaya kadar devam etmekte. Kalkolitik üzeri Tunç Dönemi, Demir Çağları, ardından Batı Anadolu için kısmen bilinen Yunan dönemi ve üstünde Roma yerleşimi ve çok yoğun olan, bu yoğunluk nedeniyle diğer yerleşimleri de tahrip etmiş olan Bizans yerleşimi bulunuyor. Böylelikle bir kültür katları niteliğinde çalışmalar yapmaktayız. Aynı durum, Ören ana yükseltisinin hemen her yerinde var. Fakat Bergaztepe oldukça erken potansiyeli verir niteliktedir.”
“Ören’in farklı bölgelerinde çalışmalar yürütüyoruz”
Altında, yüzyıllar önce kullanılmış, kültür katları halinde antik yapılar olan Ören Mahallesi’nin farklı noktalarında kazı çalışmaları yürüttüklerini ifade ederek, ayrıntılı bilgiler veren Hüseyin Murat Özgen, “Ören’in diğer bölgelerinde de çalışmalarımız oldu ve onları isimlendirdik. Ören meydanında, A bölgemizde yoğun bir Bizans depolama alanı bizleri karşıladı. Diğer bir alanımız, bugün belediye lojmanı olarak kullanılan E bölgesi dediğimiz yerde milattan sonra 2. 3. Yüzyıl Roma yapımı olan büyük bir kamusal bina bulduk. Mozaik avlusu ve diğer teşekkülleriyle birlikte kısma olarak kazısını tamamladık. Ören’in merkezine giden yolda, D bölgesi olarak adlandırdığımız yerde ise, yine Bizans döneminin çok evreli konutları, günlük kullanım mutfak kaplarıyla, kendi su kaynağı ile birlikte kazdığımız alanlardan biri oldu. Diğer bir alan da şu an içinde bulunduğumuz C bölgesidir. Bu alanda, milattan sonra 11. Yüzyıla ait bir kilise mevcuttu. Ören bölgesinde 70 adet test sondajı çalışmalarımız oldu. Bazıları belli yapılara denk geldi. Büyük bir apsise denk geldik. Taban üstü ve taban altı buluntularıyla, milattan sonra 8. Yüzyıla ait bir kilise daha bulmuş olduk. Daha önce bulunan milattan sonra 11. Yüzyıla ait kiliseden önceki bir kilise yapısı bu. 11. Yüzyılda burada kent genelinde bir yıkım yaşanmış. Bunu tarihi kaynaklardan Çakabey ile ilişkilendirebiliyoruz. Ardından burada Bizans’ın yeniden yapılanma süreci olmuş. O yıkım öncesi kilisenin mimarisine de yansımış. Kilisenin fonksiyonu, eklemeler ve küçültmeler ile mezar şapele dönüştürülmüş. 11. Yüzyılda yapılan diğer kilise de kullanılmaya devam edilmiş. Taban altında da bir çok gömüyü tespit ettiğimiz, mezarını açtığımız yapı bütünü var” diye konuştu.
6 yüzyıl kullanılan yan yana 2 kilise bulundu
İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Bizans Sanatı Ana Bilimdalı’nda görevli Doç. Dr. Özgü Çömezoğlu Uzbek ise, “Antik kentin kronolojisi içinde, Bizans dönemi yerleşiminin oldukça büyük önemi var. Bizans dönemine ait bulduğumuz yapılar arasında kentin limanıyla ilgili depolama alanları olduğu anlaşılan mekanlar bulunmakta. Buna ek olarak hem buluntularından, hem de mimari özelliklerinden, konut alanı olarak tespit ettiğimiz alanlar da mevcuttur. Bunlara ilave olarak, daha önce varlığı bilinen bir kiliseden başka, son yıllarda yaptığımız araştırmalarda en az iki evreli bir kilisenin daha varlığı tespite dildi. İlk kilisenin 8. Yüzyıldan itibaren yapılıp kullanıldığını düşünüyoruz. Bu yapının apsisinin Fresko bezemeli olduğu anlaşıldı. Daha sonra 11. Yüzyıl civarında bu kilisenin küçültülerek, yeni bir işlev ile tekrar kullanıldığı anlaşılıyor. Daha sonra da apsisin kullanımları küçültülmüş. Zemin seviyesinde yenilemeler yapılmış. Duvarlarında eklemeler ve düzenlemelere gidilmiş. kilisenin zemin altında da bir takım mezarlar tespit edildi. Kilisenin kullanım alanındaki buluntular arasında 11. Yüzyıldan 13. Yüzyıl sonuna kadar tarihlendirilen sırlı seramikten kap parçaları günlük kullanıma ilişkin mutfak kabı parçaları bulundu. Kilisenin 14. Yüzyıl başına kadar kullanıldığını düşünüyoruz. Bu sezon sonuna kadar burada çalışma yapıldı. Ancak yapı 3 sezondur kazılıyor ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yaklaşık 30 kişilik ekibimizden 10 kişilik grup ile kilisedeki çalışmalarımızı bu sezonda sürdürdük. Önümüzdeki sezonlarda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Kazı ekibinde görevli genç uzmanlar ve stajyer arkeologlar da, çalışmalarla ilgili açıklamalar yaptı.

2017-09-27



4389 kez okundu